RADYOMUZ VE SİTEMİZDE REKLAMLAR İÇİN : 0 537 367 19 77


KADINLAR HAKLARINA SAHİP ÇIKMAZ`SA

KADINLAR HAKLARINA SAHİP ÇIKMAZ`SA

Türk kadınına Seçme ve Seçilme Hakkıının verilmesinin 82. Yılı kutlamaları yapıldı.
Kadına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 82. Yıl kutlamaları Atatürkçü Düşünce Derneği Turgutlu Şubesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda Atatürk büstüne çelenk konularak saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başladı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verildiği gün olan 5 Aralık günü kutlamalarına ilginin az olması katılımcı kadınlar tarafından yadırgandı.
Türk Kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin önemini belirten konuşmayı Atatürkçü Düşünce Derneği Turgutlu Şube Başkanı Ali Tezcan yaptı.
Katılımın az olmasına da sitemde bulunan Tezcan, “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
Dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu Kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu Kadını kadar emek verdim,” diyemez!
Dünyadaki her güzel şey kadının eseridir.
Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!
Bugün,Yüce Atatürk tarafından Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilişinin 82. yıl dönümü. Başta kadınlarımız olmak üzere, hepimize kutlu olsun!!!
Yukarıda saydıklarım ve daha niceleri Yüce Atatürk’ün Türk kadınına verdiği değer ve önemi gösteren özdeyişlerinden bir kaçıdır. O’nun bu denli değer ve önem verdiği Türk Kadını’na siyaset alanında da haklar vermemesi düşünülemezdi. Nitekim, 3 Nisan 1930’da kabul edilen yasa ile kadınlar, önce belediye meclisi seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına kavuştular. 1930 Eylül sonundan 20 Ekim’e kadar süren seçimlerde İzmir ve İstanbul Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF)’nın yedi kadın adayı şehir meclislerine girebilmişlerdir.
Daha sonra da 26 ekim 1933 tarihinde Köy Kanunu’nda yapılan değişiklikle muhtar ve ihtiyar heyeti üyesi olma hakkına sahip oldular. Aydın ili Çine İlçesi’ne bağlı ve bugün Karpuzlu ilçesi olan Demirdere Köyü’nde 500 oy alarak seçimi kazanan Gül Esin, Türkiye’nin ilk kadın muhtarı oldu.
Kurtuluş Savaşımızda erkeğiyle beraber destanlar yazan kadınlarımız, siyasal haklarına kavuşmak için daha 1923 yılında Nezihe Muhiddin Hanım’ın önderliğinde Kadınlar Halk Fırkası’nı kurmuşlarsa da, 1909 tarihli seçim kanunu yüzünden bu girişim gerçekleşememiş ve Türk Kadınlar Birliği adlı derneğe dönüşmüştür.
1924 anayasası hazırlanırken kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip olması gündeme geldi. Ancak TBMM genel kurulunda bu hakların yalnızca erkeklere tanınması fikri ağır bastığından kadınlar siyasal haklar sağlayamadılar.
Gerekli yasal değişiklik 1934 yılında, bugün, bazı kadınlarımızın neredeyse mezarına tükürmeyi akıllarından geçirdikleri Başbakan İsmet İnönü ve 191 milletvekilinin sunduğu Anayasa ve Seçim Kanununda değişiklik yapılmasını öngören yasa önerisi sonucu gerçekleşti. Öneri, 5 Aralık 1934’te Mecliste görüşüldü. Yapılan oylamada, 317 üyeli Meclis’te, oylamaya katılan 258 milletvekilinin tamamının oyuyla değişiklik önerisi kabul edildi. Anayasanın 10. ve 11. Maddeleri değiştirilerek her kadına 22 yaşında seçme, 30 yaşında seçilme hakkı verildi. Bu anayasa değişiklikleri çerçevesinde Milletvekili Seçimi Kanunu’nda 11 Aralık 1934’de yapılan değişiklikler sonucu anayasada tanınan haklar seçim kanunuyla da düzenlendi
Atatürk, Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınması üzerine “…Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lâzım gelecektir. Türk kadını evdeki uygar yerini salâhiyetle almış, iş hayatının her safhasında başarılar göstermiştir. Siyasî hayatta Belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını, bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Uygar memleketlerin birçoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu salâhiyet ve liyakatle kullanacaktır.”sözleriyle tarihe bir not düşmüştür.
Türkiye’de kadınların katıldığı ilk genel seçimler, 8 Şubat 1935 yılında yapılan TBMM 5. dönem seçimleridir. Bu seçimlerde 17 kadın milletvekili TBMM’ye girdi. Bunlar, Mebrure Gönenç (Afyon), Hatı Çırpan (Ankara), Türkan Örs Baştuğ (Antalya), Sabiha Gökçül Erbay (Balıkesir), Şekibe İnsel (Bursa), Huriye Öniz Baha (Diyarbakır), Fatma Memik (Edirne), Nakiye Elgün (Erzurum), Fakihe Öymen (Ankara), Benal Nevzat İştar Arıman (İzmir), Ferruh Güpgüp (Kayseri) Bahire Bediş Morova Aydilek (Konya), Mihri Pektaş (Malatya), Meliha Ulaş (Samsun), Fatma Esma Nayman (Seyhan), Sabiha Görkey (Sivas), Seniha Hızal (Trabzon). 1936 yılı başında boşalan milletvekillikleri için yapılan ara seçiminde emekli öğretmen Hatice Özgenel’in Çankırı milletvekili olarak seçilmesiyle meclisteki kadın milletvekili sayısı 18’e çıktı
Saygıdeğer Türk Kadını,
Yüce Atatürk’ün 82 yıl önce pek çok Avrupa ülkesi kadınından çok önce çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki kadınlarımızı oradan kurtarmak için gerçekleştirdiği bu eşsiz devrim, günümüzde ne yazık ki neredeyse bir karşı devrim hareketine dönüşmek üzeredir. Kadınlarımız ve küçücük kız çocuklarımız dinin gereği uydurmacası ve din eğitimi adı altında yine çarşaf ve peçenin altına sokulmakta ve bunu da özgürlük olarak tanımlamaktadır. Onların
özgürlüğüne bir diyeceğimiz yok. Fakat aynı sınıfın kadınlarından seçilen milletvekilleri, daha 15 gün önce küçücük kız çocuklarına cinsel istismarda bulunan kişilerin, bu çocuklarla evlenmeleri koşuluyla cezalarının kaldırılması konusunda erkek milletvekilleriyle birlikte hiç sıkılıp utanmadan koşarak oy kullandılar. Kadını aşağılayan demeçler veren ve ne yazık ki mesleği öğretmen olan kişiler, bu kadınların da içinde bulunduğu iktidar partisi tarafından terfi ettirilmekte; ancak, iktidar partisine mensup hiçbir kadın kuruluşundan ya da milletvekilinden bu konuda tek bir söz edilmemektedir. Cemaat ve tarikat yurtlarında, ilk ve ortaokullarda, özellikle din eğitimi veren ya da böyle bir okul geçmişi olan öğretmenler tarafından ve ayrıca ceza evlerinde küçücük kız ve erkek çocuklarına yapılan taciz ve tecavüzlerin araştırılması için başta CHP olmak üzere bütün muhalefet partilerinin verdikleri önergelere yine bu kadın milletvekilleri red oyu kullandılar. TBMM, çocuklarına dünyada tek çocuk bayramı armağan eden meclis olmaktan çıkıp, iktidara mensup kadınların da verdikleri oylarla, adeta çocuk tecavüzlerini aklayan meclis haline dönüştü.Sonuçta da, demokratik yaşamımızın mabedi olan TBMM, pek çoğu, araştırılmasına izin verilmeyen o yurtlarda yetişmiş hainlerce 15 Temmuz akşamı bombalandı. Daha 5 gün önce de yine bu yurtlarda barınmaya mecbur bırakılmış 11 kız çocuğumuz diri diri yakıldı. Bu ezilesi kafa da yaşanan vahşeti “Allah’ın takdiri” olarak değerlendirip, o çocukların şehit olduklarını, cennete gittiklerini söyleyebildi. Şimdi de aileleri buna inandırmaya ve davacı olmamalarını sağlamaya çalışıyorlar.
Düne kadar, hatta ne yazık ki bugün bile, okumuşu okumamışı ile “Ben bilmem, beyim bilir” anlayışıyla oy kullanan kadınlarımızın sürekli olarak iktidara taşıdığı bir çokyetkilimiz, bir zamanlar “iki ayyaşın kurduğu cumhuriyet” şeklinde ağzına sığmayacak kadar kocaman bir söz söylemiş ve partisine mensup kadın erkek tüm milletvekillerince çılgınca alkışlanmıştı. Ancak o alkışlayan kadınlara bir çift sözüm olacak: Bugün, özgürce kullandığınız milletvekili seçme ve seçilme hakkınızı, kanun teklifi olarak ikinci ayyaş olan Başbakan İsmet İnönü TBMM’ne sunmuş, içinde kaç ayyaş olduğunu bilmediğimiz o yüce meclisin, oy birliğiyle kabul ettiği yasayı da birinci ayyaş, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk onaylamıştı. Anlayacağınız, bir özgür yurttaş olarak tüm varlığınızı o “İki Ayyaş”a borçlusunuz!!!
Değerli dinleyenler,
Toplumumuzun yarısını oluşturan ve diğer yarısını da doğurup yetiştiren Türk kadınına, bu hakkın tanınmasını sağlayan o yüce meclisin, başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm üyelerinin anıları önünde saygıyla eğiliyor, kadınlarımızın, tek kurtuluş yolunun Atatürk’ün açtığı aydınlanma yolu olduğuna inanıp, birer anne olarak bundan sonraki seçimlerde çocuklarının da geleceğini düşünerek, artık evlenme programları ile tv.dizilerini izlemeyi ya da altın günleri düzenlemeyi bırakıp, bilimselliği ve sorgulayan aklı öne çıkaran siyasi partilere katılmalarını, kurullarda görev almalarını ve bu partilere oy verilmesi için çalışmalarını dileyerek, 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Verilişinin 82. yıldönümünü şahsım ve derneğim adına yürekten kutluyorum” dedi.















Bu haber 671 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
SON YORUMLANAN HABERLER
YUKARI